8 Şubat 2019 Cuma

Destek Çekiliş Varr

Merhaba, 
bu sefer yeni blog arkadaşımın bu güzel çekilişini sizlere teşvik etmeye geldim :) Çok güzel hediyeleri var linki bırakıyorum.




Çok değerli okuyucularım,


Hep yapmak istediğim fakat bir türlü yapamadığım çekilişi sonunda yapıyorum. Devamı gelecek, bu yüzden hiç merak etmeyin..




Hemen içerikten bahsedeceğim:


-Sense Vucut şampuanı

-Ithink stereo kulaklık (mikrofonlu ve bass özellikli)

-Avon care el kremi

-Avon gözkalemi

-Color Trend Ruj

-Gel kırmızı oje

-Nina isimli roman (ben okumadım, 2 tane aldım, artık alanla beraber okuruz)

-Elseve tek kullanımlık saç kremi

-Color trend renk karıştırmayan tel

-Minik cep ruju

-A kişisinin özel hediyesi Ytü ajandası ve kalemi (inanılmaz kullanışlı ben de kullanıyorum)


(Yurtdışından katılımı maalesef kabul etmiyorum. Kargosu bana aittir.)


Şimdi yapmanız gereken zorunlu şeyler:



-Blogdan beni takip etmek,

-Bu yazının altına katıldım deyip isminizle birlikte yorum yapmak ve mail adresinizi bırakmak.


Çekilişe fazladan katılmak isterseniz:



- (+1 çekiliş hakkı) blogdaki herhangi bir yazıya yorum yapmak. -yalnız bir yazı için. (belirtin yorum sonuna lütfen.)

- (+2 katılım hakkı)  Beni twitter'dan takip edin: https://twitter.com/bsrabayram

- (+2 katılım hakkı) Beni instagramdan takip edin: https://www.instagram.com/ivirzivirenstitusu/

- (+3 katılım hakkı) Bu yazıyı blogunuzda paylaşın ve duyurun.


not: Tüm yaptığınız işlemleri yorum olarak ekleyin ki, kontrol edebileyim. Kazandığınız takdir de tekrar kontrol edeceğim ve yaptım denilen şeyler yapılmamışsa yedek olarak çekilen kişiye hediye devrolacaktır. 


Çekiliş 10 Mart tarihine kadar sürecek, 12 Mart'ta kazanan kişi açıklanacaktır. Mail adresinizi mutlaka yazın , kazandığınız zaman size ulaşabileyim. 2 gün içinde dönüş yapılmazsa yine yedek talihliyle devam edeceğiz.


Herkese iyi şanslar dilerim. :)

7 Şubat 2019 Perşembe

Sonunda Bende MİM'lendim

Merhabaa,
Uzun zamandır tatlı blogger arkadaşlarımın mimlerini okuyup hasetten niye beni mimlemiyorlar diye çatlıyordum ki yardıma;
https://sadevederin.blogspot.com/  yani "deep tone " koştu geldi. :)

 Hemen sorulara geçiyorum :)

Bilgisayarımın masa üstü görüntüsü;



Kafeye gittiğimde;

Sade Türk kahvesi rica ederim, eğer moralim bozuksa da limonlu bir çay.

Google da aradığım son şey;

obs.akdeniz üniversite son sınıf olunca ders seçimi filan 😂

Mesajlaştığım ve en son konuştuğum kişi;

Biraz önce sedoşla konuştum hem lise hem de fakülte arkadaşım 👭

Tiyatroya en son;

Üniversite 1. sınıfta 3 yıl geçmiş aradan (utandım).

Sinema;

İşte buna dün gittim film ; Zaman Yolcuları (bilim kurgu) 

Konser;

En son 29 Ekimde gittim Yalın'ın konseriydi. :) 👏

Hangi diziyi herkes izlemeli ?

Tv izleyen biri değilim, internet dizilerinden  Sherlock Holmes u herkes izlemeli ✌

En son ne dinledim ?

Candan Erçetin-Sensizlik 

İnternetteki ilk adım;

Hep Rabia Saray dı zaten  

Favori emojim ; 
😁 

Kedi mi? Köpek mi?
İkisideeeee :) birini seçmek gerekirse Kedi olsun her zaman şaşkınlar 😍

Kuzey mi? Güney mi?

Zaten Güneyde yaşadığım kışın burası, yazın Kuzey diyorum 😎

Kafamda genel olarak ;

Nasıl zengin olabilirim var. Bir saniye boş kalmaz kafam hep gereksiz şeylerle meşgul işte.

Komedi mi Dram mı ?


Komedi tabi ki, zaten her adım başı dram gerek yok böyle şeylere 

Soruları cevaplamadan önce ;

Hangi dersin hocası kolay soruyor diye dedikodu yapıyorduk

Cevaplar bitince;


bu yazıyı yayınlayacağım

Bir Sırrım;

Hey bunu söylersem sır olmaz :) 






4 Şubat 2019 Pazartesi

Şeker Portakalı | Kitap Yorumu




Kitabın Adı: Şeker Portakalı

Yazar: José Mauro De Vasconcelos

Baskı Tarihi: Eylül 2018

Sayfa Sayısı: 183 

Orijinal Adı: O Meu Pé De Laranja Lima

Çeviri: Emrah İmre

Yayınevi: Can Yayınları 

Kitabın Türü: Roman, Çocuk, Edebiyat

Brezilya edebiyatının klasiklerinden Şeker Portakalı, José Mauro de Vasconcelos'un başyapıtı kabul edilir. Yetişkinler dünyasının sınırlamalarına hayal gücüyle meydan okuyan Zezé'nin yoksulluk, acı ve ümit dolu hikayesi yazarın çocukluğundan deri izler taşır. Ayrıca okurken içinizin hafiflediği bir kitap olur.

Zezé henüz beş yaşında olmasına rağmen konuşmaları, fikirleri  " büyümüşte küçülmüş "  diye tabir ettiğimiz kişilerden. Yeri geldi mi verdiği cevaplarla, yaptığı yaramazlıklarla kahkahalara boğarken, diğer bir yandan yaşadıklarıyla gözyaşlarına boğulabilirsin.


José Mauro de Vasconcelos'un dili; kitabın çocuklara yönelik olması nedeniyle oldukça sade ve akıcı. Kitabın nasıl ilerlediğini akıcılığı sayesinde anlamıyorsun bu açıdan tam notu hakkediyor. Betimlemeleriyle en sevdiğim kitaplar arasında da yerini aldı.
Açıkçası biraz Küçük Prens havası da yok değil. 
Kitabın devamı olarak Güneşi uyandıralım, Delifişek romanları takip ediyor.

Herkesin kitaplığında olası gerekenlerden listesinde bence başlarda olmayı hakkediyor. ( Listeyi en kısa zamanda yayınlayacağım.)
Her yaşta okunması gerekenlerden...

Kalbe dokunan bir kaç cümleler;

" Uyuyalım. İnsan uyudu mu her şeyi unutur. "


Büyükler bir takım masallar anlatıyorlar ve çocukların her anlattıklarına inandıklarını düşünüyorlar. "


" Şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. "



2 Şubat 2019 Cumartesi

Bir Tebessüm Yeter

 Kırgınız, yorgunuz, umutsuzuz
 Belki İnsanlığa,
 Belki anneye, babaya,
 Belki dost bildiğin çevreye
 Belki söylenen sözlere
 Belki bir bakışa
 Tüm bunları iyileştirmeye
 Belki bir tebessüm yeter.


29 Ocak 2019 Salı

Yalan Söyleme! Hadi canım! Sana İnanmıyorum!

  Biraz üzgünüm a dostlar, neden mi ? Hemen açıklıyorum.
Artık insanlar birbirine inanmıyor. Yani insanlar yapmacık davrandığı için diğer insanlar karşısındakine inanmıyor. Diğer insanlar diyerek ne kastettiğimi anlamışsındır, garip cümle olduğunun farkındayım.
Neyse başımdan geçen bizzat şahit olduğum olayları anlatayım.
Uygulama dersindeydik geçen haftanın ders notlarıyla analiz yapıyoruz pekiştirme açısından, tekrar bittikten sonra sınıfa gelen hocaya " hocam bakın yaptık " dedik ve aldığımız cevap: " yalan söyleme, onlar zaten bilgisayarda vardı. Siz mi yaptınız ki ? " hem küçümsedi hem de son sınıf öğrencisi olarak bizim yapmış olmamıza inanmadı. Bu kişide güya Yrd. Doç bizleri cesaretlendirmesi gerekirken küçümsedi. Skandal ! Beni de en çok yaralayan bu oldu zaten.

Günlük yaşantımızda da bize yöneltilen sorulara doğru cevap versek bile illa birine tastikletten insanlarla da karşılaşmadım değil. Madem bana inanmıyorsun ne diye soruyorsun kardeşim.

Ahh ahh ya ben kendimi tam anlamıyla anlatamıyorum. Ya da insanların genel durumu bu kabullenmem gerek.
Ne can sıkıcı bir durum.

Güven duygumuzu kaybetmemeliyiz.
























22 Ocak 2019 Salı

A Korean Odyssey | Güney Kore Dizisi



A Korean Odysse

2017 yılı Güney Kore yapımlı fantastik türünde 20 bölümlük harika bir dizi.

Dizi, birbirleriyle bir türlü anlaşamayan Son O-Gong (Lee Seung-Gi ) ve Woo Ma-Wang’ın (Cha Seung-Won) kötülüğün her yerde kol gezdiği karanlık bir dünyada gerçek bir ışık aramasını konu almaktadır.

Kötü ruhlu hayaletleri görebilen küçük bir kız, bu özelliği nedeniyle ailesi ve arkadaşlar onu lanetli olarak görür, yanlarında istemezler. Küçük kız Ma-Wang ile karşılaşır ve onu Son O-Gong 'un cezalandırılmak üzere kapatılan eve gönderir, burada küçük kız Son O-Gong'un isteğini yerine getirmek için bir anlaşma yaparlar. 
" Beni  tüm kötü ruhlara karşı koruyacaksın. " diye bir istekte bulunur. Son O-Gong da " adımı söylediğinde gelip seni koruyacağım. " diye söz verir.  Son O-Gong kötü biri olduğu için önce tamam der, sonra tabi ki küçük kızın hafızasından ismini siler ve kız koruyucusunun ismini hatırlayamaz.
15 yıl sonra tesadüf eseri karşılaşırlar ve olaylar başlar.


Genel kurguyu sevdim ama bazı noktalarda kurguda eksiklikler hissettiğimi söylemek isterim.
İzlemesi gerçekten eğlenceliydi ama bazı anlarda da bir o kadar hüzünlendim.
Ayrıca karakterler arasındaki kimyayı çok sevdim.
Başrol, Son O-Gong (Lee Seung-Gi ) erkek oyuncunun da gayet iyi olduğunu söylemek isterim. Sonu hoşuma gitmedi daha iyi bitirilebilirdi.
Fantastik türünde izlenilebilecek Kore dizileri arasına girebilir.

18 Ocak 2019 Cuma

İlk Mülakat Deneyimim

Sevgili Okur,

Hayatımda en çok heyecanlandığım anlardan bir tanesiydi. Ee ilk iş ( staj ) mülakatı olunca benim için yeri ayrı neden mi ?
Şöyle ki mülakatlarda hep zorlarlar, ayy  gıcık bir ik'ya ( insan kaynaklarına )   denk geldiysen kesin o iş olmaz diye hep korkutmuşlardı.
Birde şu kalıplaşmış sorular vardır:
5 yıl sonra kendini nerede görüyorsun?
Neden bu şirket ? …. vs.
Hiç iş tecrübesi olmayan biri için ( ben ) bu soruları cevaplamak oldukça zor, çünkü henüz ne gibi bir potansiyelim olduğunu bilmiyorum. Neler yapabileceğim, yeteneklerim konusunda ufak fikirim var ama sergilemek için fırsatım yok. Kendime güveniyor muyum ? Kesinlikle güveniyorum.
Neyse konudan çok sapmayıp devam edeyim.
ik ile önce cv üzerinden ik'nin merak ettiklerini açıkladım. Bu aşamada çok heyecanlandım, kendimi  eğer karşınızdaki sizinle ilgileniyorsa ve merak ediyorsa anlatmak zordur, ama istediğim bir iş olduğu için severek açıkladım.
Kurslar, sertifikalar derken konu bloğuma geldi. Dünyaya tek bırakabileceğim şey buradaki düşüncelerim olduğunu söyledim, yani dünyaya benden bir iz bırakıyorum dedim.
Çok hevesle gittiğim görüşme olumsuz sonuçlanmasına rağmen azıcık üzüldüm, çünkü ceplerim boş çıkmadım. Benim için tecrübe oldu.
Umarım bu hayatta bende varım diyebileceğim nice iş fırsatlarım olur.

Sağlıcakla kal...


14 Ocak 2019 Pazartesi

Sen Benim Kim Olduğumu Biliyor Musun ?

Sana başımdan geçen bir olayı sana anlatmak istiyorum.
Her gün 30-40 dakikalık yürüyüşler yapıyorum.
 Bu gün yine öğleden sonra hazırlandım çıktım dışarıya, kulağımda kulaklık var,  düşüncelere o kadar derin dalmışım ki birinin omuzuma sertçe çarpmasıyla fark ettim dünyadan koptuğumu. Çarpmanın reflesiyle kulaklığı çıkarıp özür dileyecektim ki ona fırsat kalmadan ' SEN BENİM KİM OLDUĞUMU BİLİYOR MUSUN ? ' karşılaştım. ( N'oluyor ya diye aklımdan geçirirken. ) Meğerse kavga eden iki kişinin arasında dalmışım farkında değilim.  
Kavga dediysem de tabi ki yumruk yumruğa değil  laf dalaşı. Ev sahibi iki senedir kiracısını evden çıkarmak istiyor kiracıda çıkmıyormuş. Kiracı, ev sahibine sen kimsin? , benim kim olduğumu biliyor musun? vs...  söylemlerde bulundu.
Durup biraz izledim olayı nasıl çözümleyecekler diye, çözemediler ev sahibi kadın olunca mecbur U dönüşü yapmak zorunda kaldı çünkü karşısındaki erkek tehlikeli biri belliydi. Birbirlerine tehdit etmekten orta yolu nasıl bulacaklardı ki zaten.
Kavgalarda en çok duyduğumuz laf kim olduğumu biliyor musun? Eee yani ?  
İster mafya babası ol, ister milyarder, ister trilyoner benim için önemli değilsen kim olduğun beni ilgilendirmez.
Bu olay hakkında aklıma takılan şeyler oldu. İnsanların artık birbirine ne anlatmak istediğine ne de ne söylemeye çalıştığını tahammül edemeyip, dinlemeden, anlamadan kesin hüküm vererek cevap veriyorlar. 
İnsanoğlu!! ne zaman bu hala geldik gerçekten merak ediyorum.
İnsanlığa dair artık ben ümidimi yitirmeye başladım. Belki de robotların yerimizi alması zamanı geldi.

İyilikle kal...