1 Eylül 2018 Cumartesi

Hoşgeldin Eylül 🍂


Uzun bir aradan sonra sana da merhaba sevgili okur 
Özlemle selamlıyorum seni
Koca yaz neredeydin diyenler olacaktır. 
Açıkçası bol bol dinlenme fırsatı bulmuşken değerlendireyim dedim. 
En sevdiğim ay danda sana kocaman bir merhaba demek istedim. Yakın zamanda bu ya tatilinde neler yaptığımı uzun uzun anlatıcam şimdi sonbaharın işk ayının keyfini çıkaralım 

Sevgiler...

28 Haziran 2018 Perşembe

Yaz Tatilinde Okunacak Kitaplar

Kocaman Bir Merhaba,

Nihayet öğrenci tayfası olarak dört gözle beklediğimiz yaz tatili geldi. Tatil başladı başlayalı tek aktivitem denize gitmek onun dışında hep evdeyim. 9 ay boyunca hayalini kurduğum boş boş oturmak gerçekten biraz can sıkıyormuş.

9 ay okula gittik ve çoook yorulduk kitap yüzü açmıycam ! diyenlerdenseniz. Bunu duymamış olayım çünkü sizlere 5 kitap önerisiyle geldim.


  • Fahrenheit 451 ( RAY BRADBURY )


  • Hugo En İyi Roman Ödülü
    Prometheus Şeref Kürsüsü Ödülü

    Ray Bradbury sadece bilimkurgunun değil fantastik edebiyatın ve korkunun da yirminci yüzyıldaki ustalarından biri. Bilimkurgunun “iyi edebiyat” da olabileceğini kanıtlayan belki de ilk yazar. Yayımlandığı anda klasikleşen, distopya edebiyatının dört temel kitabından biri olan Fahrenheit 451 ise bir yirminci yüzyıl başyapıtı.
     
    Guy Montag bir itfaiyeciydi. Televizyonun hüküm sürdüğü bu dünyada kitaplar ise yok olmak üzereydi zira itfaiyeciler yangın söndürmek yerine ortalığı ateşe veriyordu. Montag’ın işi ise yasadışı olanların en tehlikelisini yakmaktı: Kitapları.
     
    Montag yaptığı işi tek bir gün dahi sorgulamamıştı ve tüm gününü televizyonla kaplı odalarda geçiren eşi Mildred’la beraber yaşıyordu. Ancak yeni komşusu Clarisse’le tanışmasıyla tüm hayatı değişti. Kitapların değerini kavramaya başlayan Montag artık tüm bildiklerini sorgulayacaktı.
     
    İnsanların uğruna canlarını feda etmeyi göze aldığı bu kitapların içinde ne vardı? Gerçeklerin farkına vardıktan sonra bu karanlık toplumda artık yaşanabilir miydi?
     
    Fahrenheit 451, yeryüzünde tek bir kitap kalacak olsa, o kitap olmaya aday.


    • Momo ( MİCHAEL ENDE )

    Zaman, yaşamın kendisidir. Ve yaşamın yeri yürektir.
     
    Momo, büyük bir kentin tiyatro harabelerinde yaşayan küçük bir kızdır. Buldukları ya da kendisine hediye edilenler dışında hiçbir şeyi yoktur. Ancak olağanüstü bir yeteneği vardır: 

    Momo, muhteşem bir dinleyicidir ve bunun için oldukça bol zamanı vardır.
    Bir gün hayaletimsi topluluk “duman adamlar” ortaya çıkar. İnce hesaplı planlar kurup insanların zamanını çalarlar. Onları durduracak tek kişiyse Momo’dur.

    Momo elinde bir çiçek, koltuğunun altında bir kaplumbağa ve gizemli Hora Usta’nın da yardımıyla koskoca duman adamlar ordusunun karşısında tek başına durur. Acaba Momo, zamanı çalan adamları tek başına alt edebilecek midir?

    Toplumumuz ve günümüz insanının zaman algısı ve zamanı okuması üzerine bir masal olan Momo’yla Michael Ende, Alman Gençlik Edebiyatı Ödülü’ne layık görülmüştür. Pek çok kez sinemaya uyarlanan Momo, kırktan fazla dile çevrilmiş, tüm dünyada 7 milyonun üzerinde satılmıştır.

    • Fareler Ve İnsanlar ( JOHN STEINBECK )
    Fareler ve İnsanlar, birbirine zıt karakterdeki iki mevsimlik tarım işçisinin, zeki George Milton ve onun güçlü kuvvetli ama akli dengesi bozuk yoldaşı Lennie Small’un öyküsünü anlatır. Küçük bir toprak satın alıp insanca bir hayat yaşamanın hayalini kuran bu ikilinin öyküsünde dostluk ve dayanışma duygusu önemli bir yer tutar. 
    Steinbeck insanın insanla ilişkisini anlatmakla kalmaz insanın doğayla ve toplumla kurduğu ilişkileri de konu eder bu destansı romanında. Kitabın ismine ilham veren Robert Burns şiirindeki gibi; “En iyi planları farelerin ve insanların / Sıkça ters gider…"

    • Olağanüstü Bir Gece ( STEFAN ZWEIG )
    Olağanüstü Bir Gece, seçkin bir burjuva olarak rahat ve tasasız varoluşunu sürdürürken giderek duyarsızlaşan bir adamın hayatındaki dönüştürücü deneyimin hikâyesidir. Sıradan bir Pazar gününü at yarışlarında geçirirken, belki de ilk kez burjuva ahlakından saparak “suç” işler. Böylece yeniden “hissetmeye” başladığını, kötücül ve ateşli hazları olan gerçek bir insan olduğunu fark eder. İçindeki haz dolu esrime, aynı günün akşamında onu gece âleminin son atıklarının arasına, “hayatın en dibindeki lağımlara” sürükleyecek, varış noktası ise ruhani bir uyanış olacaktır.

    • Leyla İle Mecnun ( BURAK AKSAK)
    “Bir yanımız çöl bir yanımız deniz…”
     “Zaman döngüseldir ve farklı seçimler yapsan da aynı hayatı yaşarsın. 
    Sana verilmiş bir ömür vardır. Bu dünyadaki zamanın bellidir. Ve her şey bir denge içindedir. Biz... Daha doğrusu ben, o dengeyi bozdum…”

    Aynı gün aynı hastanede doğmalarıyla başladı her şey. Bir hayatın birden fazla kez yaşanabileceğinin ve yarım kalmış her hikâyenin tamamlanmaya muhtaç olduğunun bir kanıtıydı onlar. Peki Mecnun bu sefer Leylasına kavuşabilecek mi?  Yoksa yine çölde mi açacak gözlerini? Çünkü o çöl çaresiz âşıkların son durağıdır. Kavuşamayan âşıklar o çölde aralar sevdiğini, kavuşanlarsa emlakçı emlakçı dolanır dururlar, 2+1 kombili.
    Yayınlandığı dönemde izleyicisini ekrana kilitleyen Leyla ile Mecnun, bu kez bambaşka bir hikâye ile sevenleriyle yeniden buluşuyor. Mecnun, İsmail Abi, Erdal Bakkal, Baba İskender, Yavuz Hırsız, Yedek Kamil, Gözlüklü Çocuk Kaan ve Aksakallı Dede bu kez bambaşka bir maceranın peşine düşüyor. O geminin geleceğine ilk günkü gibi inananların, sevdiği kızın gözlerinin içine bakarak ‘seni seviyorum’ diyemeyenlerin, kendi çölünde kaybolanların hikâyesi Leyla ile Mecnun Burak Aksak’ın kalemiyle yeni başlangıçlar için geri dönüyor.

    İşte tanıtımlarıyla birlikte 5 kitap önerim umarım yaz tatilinizde ister bu kitaplar olsun ister başka kitaplar olsun bol bol okuyarak ve çok eğlenmiş geçirirsin.

    Sevgiyle kal...



    6 Haziran 2018 Çarşamba

    Hayata Dair -Deneme 4


    Hayatta, her istediğine ulaşan ( ayağına serilen ) insanlara hep imrenmişimdir.
    Çünkü benim sarf etmediğim çaba, emek kalmasın yine hüsran yine de hüsran...
    Acaba nereden yanlış yapıyorum ?
    Hani çok çaba sarf edersin de, kesin bu sefer oldu dersin. Hayata karşı tekrar umutlanırsın ya.
    Sonucu gördün mü bir hayal kırıklığı daha...
    Söz verirsin kendine, bir daha bir daha asla herhangi bir şey için ne emek vermek ne ona bel bağlamak...
    Ama insanoğlusun bu sözü bilmem kaç defa yutarsın.
    Her seferinde yeniden bir şeyler için ümit edersin.
    Tüm kalbinle inanırsın.
    İnanmak başarmanın yarısıymış ya o iş öyle değil.
    Eğer öyle olsaydı ben şuan ulaşılmazlığı oynardım.




    2 Mayıs 2018 Çarşamba

    Yalan Dünya


    Bu dünya öyle bir yer ki yaptıklarımız ( kötü anlamda ) kimsenin yanına kâr kalmaz.
    Gerek bu dünya da gerek ise öbür dünya da hesabı görülecektir.

    Düşünüyorum da başkası istediği diye yaptığım ve rıza olduğumuz şeyler bazen bizim kontrolümüz dışına çıkabiliyor.
    Ve işte o zaman hata üzerine hata yapıyoruz.
    Yardım istemek yerine ben hallederim egosuna yenilip elimize, yüzümüze bulaştırıyoruz.
    Sonra gelsin pişmanlıklar, vicdan azapları... İş işten geçtikten sonra neye yarar değil mi ?
    Yalanlarla bir ömür geçer mi?
    Ona buna yalan söyleyerek bir hayat geçmez.

    Ben insanları, insanlarda beni anlamıyor. 



    28 Nisan 2018 Cumartesi

    Hayattaki Rollerimiz ile Kişilik Tipleri

    Merhaba Sevgili Okur,
    Bugün sana kişiliklerimizden yola çıkarak hayattaki rolümüzden (rollerimizden) bahsetmek istiyorum.
    Yaşamımız boyunca farklı rollere bürünürüz. Bunlar neler mi ?
    Eş, akraba, anne, baba, kardeş, sevgili, arkadaş, mesleki roller (doktor, avukat, ekonomist...) ...

    Buraya kadar tamam da peki ya kişilik? 
     Yeni bir terim var Enneagram. 

    Enneagram nedir ?

    Enneagram latincede ennea=dokuz ve gram =çizgi-çizim kelimelerinden türemiştir. Bu sistem dokuz ana kişilik tipini ifade eder. Kişinin kendisini tanıması bu dokuz ana kişilik tipinden hangisine ait olduğunu anlayarak, zaaflarını, tutkularını bilmesinden geçer.

    Doğumumuzdan itibaren kişilik arayışına gireriz. Bu dokuz kişilikten hangisi bize uygunsa onları deneyerek bulmaya çalışırız. 

     Hadi gelin bu dokuz kişilik tipi hangileriymiş ?


    1.Yardımsever
    İnsanlara yardım etmekten çok hoşlanırlar. Hayat düsturları yardım etmek üzerine kuruludur. İkili ilişkilere çok önem verirler. Sıcak ilişkiler kurma konusunda oldukça başarılıdırlar. Başkalarına yardım etmeye çalışırken bazen kendilerini unuturlar. 

    2. Meydan Okuyan
    Kendilerini adalet dağıtıcı olarak görmeye bayılırlar. Çabucak öfkelenir ve bunu dışa yansıtmaktan çekinmezler. " Dosta güven düşmana korku verir " sözü meydan okuyanlar için söylenmiştir.

    3.Sorgulayıcı
    Sürekli tetiktedirler ve her şeye şüphe ile yaklaşırlar. Kandırmak da güvenlerini kazanmak da çok zordur, ama bir kere güvenirlerse o kişiye kendilerini adarlar.

    4.Maceracı
    Maceracıların olayı tamamen enerjileridir. Yaşam enerjileriyle karşısındakileri motive ederler. Zihinsel aktiviteleri çok yoğundur ve sürekli yaratıcı fikirler üretirler. Bir işi bitirmeden diğerine başlayabilme özellikleri maceracıların zaman zaman maymun iştahlı bir görünüm sergilemelerine neden olurlar.

    Burada şunu söylemeliyim ki bu kişilik için el kaldırıyorum :) 

    5.Barışçı
    Olaylara objektif bir bakış açısıyla, yargılamadan bakabilirler. Çatışmak yerine uzlaşmacılardır. Olaylara objektif bir bakış açısıyla, yargılamadan bakabilirler.

    6.Özgün
    Onlar için farklı olmak bir ayrıcalıktır. Duygularıyla hareket etmeyi severler.

    7. Araştırmacı
    Gözlemlemek, öğrenmek, bilgi toplamak onlar için önemlidir. Sebep-sonuç ilişkisiyle problemleri başarıyla çözümlerler.

    8. Mükemmelliyetçi
     Dünyanın mükemmel bir yer haline gelmesi için çok çalışırlar. Yaptıkları her işin kusursuz olması için gayret gösterirler.  Dünyanın mükemmel bir yer haline gelmesi için çok çalışırlar. Yaptıkları her işin kusursuz olması için gayret gösterirler.

    9.Başarı OdaklıHedefleri başarıdır ve çok çalışırlar.Başarılı olmak için giriştikleri her yol mübahtır onlar için.


    Dokuz kişilik tipini öğrendik. 
    Herkes bu kişilik tiplerinden birazda olsa içinde barındırıyordur.
    Hayattaki rollerimiz de, içimizdeki bastırmaya çalıştığımız bazı kişilik tiplerinin yansımasıdır.

    Ben; Mükemmelliyetçi, meydan okuyan ve yardım sever tiplerine sahibim.


    Mutlu hafta sonları...

    24 Nisan 2018 Salı

    Sevgi Neydi ?



    Sevdiğimiz birinin yaptığı onca hatalarına rağmen affedebiliyor isek tek nedeni sevmişizdir.
    Hem de yürekten, samimi, içte ve hiç bir karşılık beklemeden...
    Şimdi soracaksın, sevgi her şey mi?
    Bende sana sevgi olmadan şu an ne yapabilirsin ? Diye soruyorum.
    Sevgi olmadan biz bir " hiç " iz.
    Sevdiğimiz insan, sevdiğimiz meslek, sevdiğimiz şehir, sevdiğimiz her şey aslında bizi var eden şeyler değil mi ?

    Seven insan kimseye sırtını dönmez, aksine kırılır, gücenir ama asla sırtını dönmez.
    Nereden mi biliyorum ?
    Çünkü bu bana yaşatıldı.
    Hem de canımın canının parçası olan biri, dünya malına minnet edip, kendi kardeşini yok sayan biri tarafından.

    İnsanoğlunun dünyada en çok sahip olmak istediği şey ; güç, para, şöhret ve niceleri...
    Ama öbür dünya ya ne malını götürebildi ne zenginliğini.
    Sorulsa hatıranda ne var diye? İki cümleyi geçmeyecek. 

    Demem o ki; başkaların kulaktan dolma boş laflarıyla sevdiğiniz insanlara karşı cephe almayın.
    Sevdiğiniz insandan şüphe etmeyin. Aklınızla hareket edip doğru olanı bulmadan kimseye sırtımızı dönmeyelim.
    Üç günlük dünyada anlık yaşadığımızı unutmayalım. 
    Bir hayatımız var ve geri dönüşü olmayacak yollara girerek daha da zorlaştırmayalım.

    Al yazmalım filmindeki replik gibi : 
    --Sevgi neydi?
    - Sevgi emekti.
    Eğer yüreğinle emek vererek sevdiysen, kalıcı;  gözün ile sevdiysen, geçici sevgidir.

    O zaman mutluluk nedir ?
    Mutluluk, sevginin sonucudur.
    Çünkü, sevdiğimiz şeyleri yaptığımızda bunlardan haz duyuyorsak bu mutluluktur.

    Evet sevgili okur, 
    Bu geçici dünyada insanların kalplerinde kalıcı kırgınlıklar bırakmamak dileğiyle...





    21 Nisan 2018 Cumartesi

    OLAĞANÜSTÜ BİR GECE ~ STEFAN ZWEIG






    ÖZGÜN ADI: Phantastische Nacht
    KİTAP ADI: Olağanüstü Bir Gece
    ÇEVİREN:  İlknur İgan


    #alıntı ⤵️

    🕯Olağanüstü Bir Gece, ailesinden kalan miras sayesinde çalışmadan lüks ve huzur içinde yaşayan genç bir adamın hikayesidir. Çevresinden soyutlanmış bu adam her pazar olduğu gibi at yarışlarına gider. İçgüdülerine yenik düşerek belkide hayatında ilk kez bir suç işler. Bir gece boyunca gelişen büyülü olaylar zinciri bu genç adamın ruhsal dünyasında bir aydınlanma yaşamasına neden olacaktır.

     #yorum ⤵️

    🕯 Hikayenin başlarında kelime oyunları oldukça fazla okurken biraz sıkıldım ama ilerledikçe konunun bir hayli ilgi çekici olduğunu fark ettim hatta hikayenin sonunda kendimden birer parça buldum. Kahramanımız işlediği suçun neticesinde kazanmış olduğu parayı kendi iç huzurunu aramak için harcamaktadır ve aradığı huzuru da verdiği mücadele ile bulacaktır.


    Hayatta hiçbir şeye ihtiyacı olmayan amacı kalmamış bir burjuvanın yeniden yaşama sevincini kazanmak için ucuz heyecanlar peşinde koşmasını okura adeta hissettiren Stefan Zweig kitabının son cümlesinde; "Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan, bütün insanları anlar." cümlesi ile insan psikolojisinin derinliklerini nasıl bu kadar iyi işlediğinin anahtarını veriyor.
    İnsanın kendine karşı dahi dillendiremediği düşünceleri bu kitapta yakalaması kaçınılmaz.

     Ben beğendim sonu çok güzel bittiği için tavsiyemdir. 


    🦋 Sevgili okur, yüzünden gülümseme elinden kitap eksik olmasın. 

    18 Nisan 2018 Çarşamba

    KORKU ~ STEFAN ZWEIG



    Özgün Adı: ANGST

    Kitap Adı: KORKU

    Çeviren: İLKNUR İGAN



    #alıntı ⤵️

    Rahat ve korunaklı bir yaşam süren saygın bir kadın, sekiz yıllık evliliğinden sıkılmış, burjuva dünyasının kozasından çıkarak kendini genç bir piyanistin kollarını atmıştır. Ancak bu gizli ilişkiden haberdar olan bir şantajcının ansızın zuhur etmesiyle, hayatında yeni farkına vardığı bütün güzellikleri yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalır ve kahredici bir korkunun pençesine düşer. 

    Korku; insanı bilinç dışına itilmiş utanç verici deneyimlerinden, bastırılmış pişmanlıklardan özgürleştirebilecek güçte, korkunun tasviri ve kendi korkularınıza dair tanıdık gelen söylemlerden ibaret harika bir öykü.

    Zweig'in Şu ana kadar okuduğum psikolojik çözümlemeleri içeren kitaplarından en iyisi diyebilirim. Konusu oldukça ilgi çekici bir o kadar da can sıkıcı çünkü toplumumuz için aldatmak gerek erkek gerek kadın olsun hiç hoş değil. Bu nedenle konusunu sevmedim. Yapılan psikolojik çözümlemeler konuyu çok iyi tamamladığını düşünüyorum. 
    Bu kitapta aldatan taraf bir kadın, üstelik mükemmel bir eşi ve iki çocuğu, mutlu evliliği olan bir kadın...
    Eğer yakalanmasaydı aldatmaya devam edecekti ama yakalandığı için içindeki suçluluk duygusu ve korku psikolojisi günden güne içini yiyip bitiriyordu. 
     Kitabın sonunu beni çok şaşırttı. O kadar güzel sonu bağlanmış ki hiç tahmin bile edemedim. Bana biraz Ahmet Ümit'in romanlarındaki sürpriz sonlarını anımsattı. 
    Zweig'in okumanız gerek kitapları arasında benim için şu an 1 numarada yerini koruyor. 


    Sevgili okur, yüzünden gülücük elinden kitap eksik olmasın. 😊😊😊

    15 Nisan 2018 Pazar

    Bir Çöküşün Hikayesi


    Özgün Adı : GESCHICHTE EINES UNTERGANGS
    Çeviren: REGAİP MİNARECİ



    Bu son derece çarpıcı Çöküş öyküsü, XV. Louis döneminde Fransız Sarayı'nda epey etkili olmuş aristokrat bir kadının gerçek yaşamına dayanır. Mademe de Prie günün birinde gözden düşer ve kral tarafından Normandiya'ya sürülür. İktidar sahibi ve ilgi odağı olduğu hareketli ve eğlenceli Paris günlerinden sonra, ne kadar süreceği belli olmayan kendisiyle baş başa kalacağı bir sürgün dönemi beklemektedir onu. Ancak iktidar savaşları, entrika ve eğlenceden ibaret boş saray hayatı var oluşuna anlam katan tek şeydir. Hem kendini hem çevresindekileri sürekli kandırma eğilimindeki bu sığ ve kibirli kadın, malikanesinde gösterişli eğlenceler düzenleyerek Paris'teki hayatını yeniden canlandırmaya çalışır. Giderek mantıklı düşünme yetisini bütünüyle yitiren Madame de Prie, yeniden bütün dikkatleri üzerine çekebilmek için inanılmaz bir plan yapar.


    Zweig 'ın bu öyküsünde yalnızlığın her bir zerresine kadar hisseden bir kadın karşımıza çıkıyor. Zamanında; güçlü, iktidar sahibi, ilgi ve hayranlık duyulan biriyken bir takım nedenlerden ötürü makamından ve yaşadığı şehirden sürülüyor. Gönderildiği yerde ( Normandiya ) parasından, hizmetçilerinden ve uşağından başka kimsesi yok. Normandiya ' da ilgisini genç bir oğlan çeker. Mademe de Prie ' ye duyduğu utangaçlık, mahcupluk kadının hoşuna gidiyor ve genç oğlanı yanına sekreteri olarak alır. gel zaman git zaman kadın oğlana (ilgiye ), oğlan ise zenginliğe alışır ve birlikte yaşarlar.
    Madame de Prie' nin egosu oldukça kaf dağında olduğu için her fırsatta genç oğlanı aşağılar. Kadın, genç oğlanı evinden kovar. Yalnız kalan Prie, eski günlerindeki gibi evinde partiler düzenler her gün her gece misafirler evine akın eder ama kimse Prie ile ilgilenmez onlar sadece bu şatafatlı hayatı merek ettikleri için oradadırlar. Prie bunu fark edince kendini daha da yalnız kaldığını görerek artık yaşamanın ona zevk vermediğini anlar ve verdiği davetlerde ilgili bir tarih açıklayarak çekmeye çalışır. Ama yine istediği gibi olmaz. 
    Ve belirlediği tarih Madame de Prie' nın intihar edeceği tarihtir.


    Zaman kaybı asla değil, ben pek sevemedim hikayeyi Madame de Prie ye biraz gıcık olduğum için olabilir.

    Bol gülücüklü, Mutlu haftalar 😊😊😊😊




    10 Mart 2018 Cumartesi

    La Casa De Papel -Dizi Yorumu




     La Casa De Papel, İspanya yapım, 2 sezon, 19 bölüm ve 2017 yapım yılı olan, gerilim, suç kategorisinde günümüzde en çok izlenen diziler arasında yerini aldı.
    2 Mayıs 2017'de ilk kez yayınlanmış, 23 Kasım 2017'de sona ermiştir.

    Konusu, Bir suç dehası planını gerçekleştirmek üzere polisi ustalıkla yönlendirirken sekiz hırsız, rehineler alarak kendilerini İspanya Kraliyet Darphanesine kilitler. Amaçları darphandeki paraları almak değildir.
     Asıl amaçları kendilerine, banknotların seri numaraları polisin bilmediği yeni paralar basmaktır. Bu soygunu yaparken de takma ad olarak şehir isimleri kullanırlar.

    Oyuncular ve takma isimleri şöyle; 

    Úrsula Corberó - Tokyo; Itziar Ituño - Raquel Murillo; Álvaro Morte - Profesör; Pedro Alonso - Berlin; Alba Flores - Nairobi; Paco Tous - Moskova; Jaime Lorente - Denver; Miguel Herrán - Rio; Darko Peric - Helsinki; Kiti Mánver 

    Arkadaşlar dizi tek kelimeyle efsane, her bir oyuncu oyunculuklarını döktürmüş. 

    Bu diziyi izlemeyen tek ben kaldım dedim ve izledim. Tek değildim tabiki. :) 
     Evet konusu soygun ee yani ?? gibi bir sürü kötü yorumları okudukça izlemeyeceğim dedim ama dayanamadım. (izledi)
      Bilinçsiz izleyiciler o kadar çok ki dizide verilen mesajları algılamakta zorluk çekiyorlar. Grup halinde iş bölümü yaparak bir amaç için çalışıyorlar. Ve bu süreçteki karşılaştıkları sorunlar işleniyor yani sırf soygun dizisi diye izlenmemeli.







    26 Şubat 2018 Pazartesi

    WestWorld


    USA 2016 yapımlı bilim kurgu dizisi, 1.Sezon 10 bölümden oluşan; Westworld ya da Batı Dünyası, yapay bilincin ortaya çıkması ve suçun evrimiyle ilgili karanlık bir yolculuğu anlatmaktadır.

    Günümüzde de yapay zeka'ya önem verildiği gibi bu dizide de tamamen yapay zeka ve vahşi batı ön planda.
     Açıkçası bana biraz Hong Kong'lu araştırmacıların geliştirdiği insansı robot Sophia'yı andırıyor. 
    Yapay zekaya epey meraklı ve bir o kadar da karşı olan ben, doğrusu bunları sevdim. :) 
    Ben ilk 3 bölümünde çok sıkıldım çünkü şu ana kadar izlediğim dizilere göre bir bakış açısıyla yaklaşmıştım.

    Yapay zekaya, bilişime, yazılıma, vahşi batıya merakı olanlar mutlaka izlemeli.
    Ve ikinci sezonu 23 Nisan 2018 de yayınlanacakmış.



    15 Şubat 2018 Perşembe

    Gerçek Hikaye -- True Story

    Merhaba 🙋 ,

    Bu gün bir film önerisiyle geldim. 

    Filmin adı " Gerçek hikaye"   " True story " . 2015 yapımlı, dram, gizem türlerinde bir filmdir. Filmin konusu şu şekilde; Michael Finkel isminde bir yazar New York Times dergisinde çalışmaktadır. Sıradan bir haber geçiren yazar, gazetede okuduğu bir haber karşısında oldukça şaşıracaktır. Haberin içeriği ise Longo isminde bir adamın bütün ailesini öldürerek kaçak durumda olması ve Meksika'da yakalanmasıdır. Bunun daha beteri ise adamın kimliğini değiştirerek kendisini Michael Finkel olarak ortalarda gezmesidir.

    Michael, yapmış olduğu bir haber neticesinde açığa alınıyor ve kendini kurtarmak için bir nevi özür niteliğinde Longo'nun hayatını araştırmaya başlıyor. Michael, Longa' nın görüş günlerine giderek arkadaş oluyorlar. Michael'ın asıl amacı Longo'nun hikayesini haber yaptı ama ilgisini çekinde kitap yazmaya karar veriyor ve yazıyor.

    Longo, aslında yazarlığa yatkın, yetenekli, yazmaya hevesli biri olmasıyla Michael'in yazarlığını kullanıyor.

     Longo, ailesini öldürdüğünü itiraf etmesiyle ıslah edilmesi için özel bir hapishaneye gönderiliyor. 


    Bu film gerçek bir alıntı olması çok ilgimi çekti. Filmin sonunu söylemeyeceğim. Ama çıkardığım şey ne durumda olursan ol istediğin şeyden vazgeçme, teker ki emek ver ve otur izle.


    14 Şubat 2018 Çarşamba

    İçindeki Güce Kulak Ver- Deneme 3/1




    Merhaba Sevgili okur,

      Bu yazıyı bir önceki deneme yazımın devamı olarak görebilirsin. Çünkü anlatacaklarım onlarla bağdaşıyor aynı zamanda elimden geldiğince olayı hikayeleştirerek anlatmaya çalışacağım.

    Bundan tam 10 yıl önce küçük bir kız çocuğuyla tanıştım. İçi kıpır kıpır, gözleri ışıl ışıl, pırıl pırıl bakan bir kız çocuğu ama gel gör ki bir o kadar bastırılmış içine kapanık, sakin ve pasif. Halbuki dudaklarında biriken sözcükleri gözleriyle anlatıyordu. Onu kimse duymuyor ve görmezlikten geliyordu. İçinde hep büyük bir boşlukla büyüdü. Küçük kız artık 18 yaşına geldi ve kendi ayakları üzerinde durmaya başlamıştı. Hala aynıydı değişen hiçbir şey yoktu ve bu durumdan o kadar bunalmıştı ki değişiminin zamanı geldiğinin farkındaydı. Ama değişim için ne yazık ki cesareti yoktu. Çünkü; bastırılmış, pasif kalmış, çevresi tarafından hiç değer görmemiş biri nasıl cesaretli olabilir ki ?

    Cesaretsizliğinin üzerinden aylar geçti. Ama içinde ukde kalan bir şey vardı "değişmek" evet artık değişmek istiyordu. İçinde ki gücün yavaş yavaş farkına varmıştı. Sadece bir kıvılcım gerekiyordu.  kıvılcım; sevilmek ,değer görmekti ve bir kişi o na değer verdiğini göstererek onun hayatını değişti. Artık yapmak istediklerini, söylemek istediklerini, hayallerini, umutlarını kimseye hesap vermeden gerçekleştirme cesaretine erişmiş. Ve etrafındakiler onu hayranlıkla seyreder olmuş.

    Belki de o kişi bu hayatı değiştirdiğinin farkında bile değildi ama kahramanımız değişimine neden oldu.

    Evet herkesin istekleri, hayalleri, arzuları farklı olabilir. Yeter ki içimizdeki gücün farkına varıp, ona kulak verelim.